Türkiye gazetecilik endüstrisindeki kurumsal ve bireysel aktörlere ve geleceğin gazetecilerine, gazetecilik pratikleri konusunda eğitim vermeyi, ve onları alandaki gelişmelerden haberdar etmeyi amaçlamak amacıyla 2018’de kurulan Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisi olarak bilinen NewsLabTurkey 2 yaşında.

Pressenza Türkçe olarak kuruluş yıl dönümünde NewsLabTurkey’in yayın yönetmeni Dr. Sarphan Uzunoğlu ile konuştuk.

Yayın yönetmenliğini üstlendiğiniz Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisi olarak bilinen NewsLabTurkey’i yaşama geçirme fikri nasıl ortaya çıktı?

NewsLabTurkey 2018 yılında geçmişte Türkiye’de farklı gazetecilik ve yeni medya eğitimi projelerine girişmiş ve bu projelerde yer almış bir ekibin uzun vadeli arayışları sonucunda ortaya çıktı. Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği’nin çatısı altında The Guardian Foundation’ın maddi ve kurumsal desteğiyle Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisini kurma şansı bulduk.

Türkiye’nin siyasal iklimi gazeteciliği profesyonel bir alan olarak ele almayı neredeyse imkânsız kılıyordu uzun süredir, ki durum hâlâ da böyle birçok açıdan. Ama, “kriz bittiğinde ne olacak” sorusu hepimizin kafasını daha uzun süredir meşgul ediyordu. Ben, Türkiye’nin mevcut ifade özgürlüğü krizinin en doğrudan mağdurları arasında medya profesyonellerinin başı çektiğini düşünüyorum. NewsLabTurkey, bu düşünce etrafında reaktif değil proaktif bir mecra olarak başından beri ekonomik, teknolojik ve sosyal olarak güçlü bir gazetecilik pratiğinin nasıl oluşabileceğine kafa yoran bir ekip tarafından kuruldu ve böyle bir ekip tarafından yürütülüyor.

Bu süreçte NewsLabTurkey olarak sürdürdüğünüz faaliyetlerden ve projelerden kısaca söz eder misiniz ve ilerleyen dönemlerde gazetecileri ve gazeteci adaylarını ne gibi sürprizler bekliyor?

Öncelikle ortaklarımızı sayarak başlayayım. NewsLabTurkey bugüne dek The Guardian Foundation, İsveç Başkonsolosluğu, Heinrich Böll Stiftung ve Friedrich Ebert Stiftung’la ortak projeler yürüttü.

The Guardian Foundation’la yürüttüğümüz proje 2018’de kuruluşumuza da vesile olan web sitemizin gazetecilik kültürü ve teknolojilerine ilişkin içerikleriydi. Bu proje hâlâ devam ediyor ve önümüzdeki yıllarda da edecek gibi duruyor. Yine The Guardian Foundation’la, Türkiyeli gazetecilerin The Guardian’ı İngiltere’de ziyaret edip oradaki meslekdaşlarından eğitim aldığı, sonra da Türkiye’ye gelip NewsLabTurkey Akademi kapsamında dersler verdiği bir akademi projemiz var. 2020 kış ve bahar aylarında Bilgi Üniversitesi’nde ilkini gerçekleştirdiğimiz projeden aynı zamanda bizim de podcast şovumuz için mikrofonu devrettiğimiz Hazal Sipahi’nin Mental Klitoris isimli podcast şovu çıktı mesela. EuroPolitika ekibi yeni medya atılımlarını gerçekleştirdi. Kültigin Kağan Akbulut’un Argonotlar projesinin de dijital geliştirmesinde rol oynadık. Bu yalnızca bir eğitim projesi değildi, küçük hibelerle akademinin öğrencilerini destekleyerek projelerine can suyu vermiş olduk. Benzer bir şekilde 2019 yılında düzenlediğmiz ve Soundtelling’den dostlarımızın verdiği atölyeyle de çok sayıda podcaster Türkiye podcast alanına giriş yaptı ya da mevcut podcast üretim standartlarını farklı bir aşamaya taşıdı.

Heinrich Böll Stiftung desteğiyle başlattığımız “Sürdürülebilir gazetecilik” projesi ise gazetecilikte alternatif ve sürdürülebilir finansal modellerin neler olabileceği üzerine kurulu. Kendi dükkânını kuran gazeteciler, dünyadaki başarılı örnekler gibi konulara odaklanarak aslında sektör için çözüm odaklı bir yayıncılık yapıyoruz. Bu kapsamda çok sayıda dijital seminer de düzenledik.

Friedrich Ebert Stiftung’la ise 2019’da Kadir Has Üniversitesi’nde kadın gazetecilere yönelik bir atölye düzenledik. 2020’de de benzer bir program tasarlıyorduk; fakat pandemi nedeniyle dijital seminerlere yöneldik ve NLTR ekibinden uzmanlar, akademisyenler ve profesyoneller bu seminerlerde tecrübelerini ve bilgilerini paylaştılar.

İleride ne yapacağız derseniz. 2020 programımız Sürdürülebilir Gazetecilik projemizle sürüyor. Bunun dışında geçtiğimiz yıl Türkiye’deki ilk ayağını düzenlediğimiz podcast eğitimimizi iki eğitimlik bir seri olarak devam ettireceğiz. Bence bu eğitimler çok mühim. Çünkü planlı, programlı, iyi tasarlanmış ve bir eğitimsel metadolojisi olan bir eğitimin sonuç alması daha kolay oluyor. Podcast yapmak isteyenler takip ederlerse hem İngilizce hem Türkçe olarak gerçekleşecek eğitimlerimize rahatlıkla başvuru yapabilirler.

Bizler biliyoruz ama NewsLabTurkey’i hiç takip etmemiş veya ismini duymamış gazeteciler, gazeteci adayları ve dijital gazetecilik alanındaki gelişmeleri takip etmeye meraklı bireyler için soruyorum. NewsLabTurkey’in gelir modeli nedir ve ekibinizde kimler var?

Biz dijital bir medya kuruluşuyuz. Bir ofisimiz yok. Buna bağlı olarak büyük bütçelerle çalışmıyoruz. Aslında bir önceki soruda aktardığım üzere yoğunlukla hibeye dayalı bir modelimiz var. Bunun dışında NLTR ekibinin özel ihtiyaçları olan kurumlara sunduğu danışmanlık, mentorluk ve benzeri hizmetleri de var 2020 başından beri. Genelde ihtiyaçlarımıza karşılık veren ve ajandaları bizle uyumlu hibe programlarına başvuruyoruz ve uygun görüldüğünde projelerimizi gerçekleştiriyoruz. Bunun dışında da ulusal ve uluslararası şirketlerle eğitim programları düzenliyor, danışmanlık veriyoruz.

Gelelim ekibe. Ben NewsLabTurkey’in genel koordinasyonunu üstleniyorum. Çoğunlukla akademi projesiyle ve projelerin yönetimsel ayağıyla ilgileniyorum. Ahmet Alphan Sabancı bana kalırsa istikrarla güzelleşen ve kitlesine çok şey katan NewsLabTurkey Ne Okuyor e-bültenini hazırlıyor. Genellikle içerikler için çalıştığımız gazeteci, muhabir ve çevirmenler işinin ehli insanlar. Yayınlanan her içeriğin düzeltisini Duygu Uzunoğlu yapıyor. Hazal Sipahi podcast şovumuzun yapımını üstleniyor. Büşra Uygun, geçmişte hiçbir iddiası olmayan video ayağımızı güçlendiriyor. Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği’nden Ramazan Subaşı işin zor kısmını yapıp finansal koordinasyonu yönetiyor. Tabii bir de burada say say bitmeyecek bir eğitmen, mentor ve raportör kadromuz var. Suncem Koçer, Erkan Saka gibi akademisyenler, Işın Eliçin gibi alanında kendini kanıtlamış gazeteciler ya da Onur Poyraz Kaya gibi arama motoru optimizasyonu ve benzeri gazetecilerin yabancı bir dil gibi baktığı ama hiç de öyle olmayan konularda uzmanlık sahibi olan isimlerden oluşuyor bu kadro.

Türkiye’de dijital gazetecilik ve yeni medya konusunda içerik üreten veya eğitim veren farklı kurum ve mecralar da var. Gazeteciler, gazeteci adayları veya bu konularla ilgilenen bireyler NewsLabTurkey’i neden okumalı, niye gerçekleştirdiğiniz eğitimlere katılmalı? YouTube ve podcast yayınlarınızı niçin takip etmeli? Diğer eğitim veren kurumlardan veya bu konuda içerik üreten mecralardan sizi farklı kılan şey nedir?

NewsLabTurkey’i kuran ve onun için içerik üreten ya da projemiz kapsamında dersler veren ekip Türkiye’deki bu yeni nesil gazetecilik eğitimi meselesinin kalbindeki ekip esasen. Türkiye’deki farklı üniversiteler ve kurumlarda NLTR Akademi kapsamı dışında da eğitimler ve dersler veriyoruz. Geçmişte yer aldığımız eğitim programlarının tasarımında da hepimizin büyük payı var. Diğer projelerden en temel farkımız, sürekli olarak eğitmen eğitimleriyle mevcut eğitmen grubumuzun kalite olarak daha iyi bir noktaya gelmesini sağlamaya çalışmamız ve birçok ders başlığını ilk olarak bizim uygulamaya koymamız. Örneğin Sürdürülebilir Gazetecilik terimini ve alakalı dersleri ortaya koymamızdan hemen sonra başka yerlerde de benzer dersler görmeye başladık. Bu benim hoşuma gidiyor. Bizi izleyenler buradaki “başı çekme” işlevimizin zaten farkındalar. Elbette biz de dünyaya bakarak öğreniyoruz; ama e-bültenimizde de görüleceği üzere dünyayı en yakından biz takip ediyoruz. Buna bağlı olarak bizim öğrencilerimiz ve takipçilerimize vereceğimiz şeyler onları medya alanında liderler olarak konumlayacak şeyler. Türkiye’nin ne yazık ki mağlubiyet duygusuna sıkışmış medya endüstrisine kazanan figürler kazandırmaya çalışıyoruz.

Türkiye’de gazetecilerin önünde iki önemli sorun var. Biri basın özgürlüğü meselesi diğeri siyasi ve sermaye gücünden bağımsız sürdürülebilir bir gelir modeli oluşturabilmek. NewsLabTurkey Heinrich Böll Stiftung derneği ile yaptığı iş birliği kapsamında Sürdürülebilir Gazetecilik projesine içerik üretiyor. Sizce sürdürülebilir gazetecilik mümkün mü? Bu konuda yürütülen tartışmalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sürdürülebilir olmayan gazetecilik faaliyeti esasen bağımlı gazetecilik faaliyetidir. Ya ana akım medyanın düştüğü politik paralellik ve klientalizm tuzaklarına düşerek siyasal ya da ekonomik odakların borazanı olursunuz, ya da hibe programlarının insafına kalırsınız. Biz abonelik, bağış, kitle fonlaması, programatik reklam, kitle yönetimi ve benzeri birçok yöntemle okura gazetenin tekrar bir ürün olarak sevdirilmesi ve benimsetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlar internet faturası ödemelerinin doğru ve kaliteli habere bedava ulaşma hakkı getiren bir durum olduğunu düşünmemeli. O çağ yakın zamanda geride kalacak zira. Programımız da esasen böyle bir dönem için fikirler üretmeyi hedefliyor.

Son dönemde çok fazla e-bülten yayınlayan ve çeşitli podcast yayınları hazırlayan genç gazeteciler var. Siz hangilerini takip ediyorsunuz ve sadece Türkiye’yi baz alırsak e-bültenlerin ve podcast yayınlarının geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Açıkçası bütün gün iş güçle uğraştığımdan Türkiye’den bir şeyler dinleyeceğimde özellikle podcast konusunda ben eğlenceyi ve ilginç şeyler öğrenmeyi ön planda tutuyorum. Eray Özer ve Özgür Mumcu’nun Yeni Hâller’i benim favorim. Bunun dışında Mental Klitoris, Boş Adam İşi, Katılırsın Katılmazsın, T Cetveli Türkiye’den dinlediğim podcastler arasında. Tabii kendi podcast şovumuz NewsLabTurkey’i de bu son sezonda büyük ilgiyle dinledim. Birçoğuyla dirsek temasında olduğumuz isimlerin çalışmalarını daha iyi anlama fırsatım oldu. Ben podcast konusunda fazla ciddi olduğumuz görüşündeyim. Kendi yaptığım Haber Ekonomisi podcastine de ara vermemin sebebi bu. Sokakta gördüğümde yüzü gülen, bol bol şaka yapan insanların ciddi ciddi konuştukları podcastleri dinlemek beni yoruyor. Örnek verdiğim podcastlerdeki ortak nokta şakaların, eleştirinin, dokundurmaların olması. Gerçekten bir şey anlatmaları.

Podcast ve e-bülten türünün gelecekleri hakkında ne düşündüğüme gelince, orada biraz kafam karışık. Bence Türkiye’deki mevcut podcast şovlarının önemli kısmı yola bir plan olmadan çıkıyor. Birçok podcast şovunu dinlerken ya hu şuradan niye reklam ya da sponsorluk almadılar, neden patreon’ları yok gibi sorular geliyor benim aklıma. Bu sorulara yanıt bulabilirsek tüm podcastlerin bir geleceği olabilir. E-bülten olarak da Aposto’yu takip ediyorum.

Türkiye’de bağımsız medya organlarının giderek azaldığı ve gazetecilerin üzerindeki baskının daha da arttığı bu dönemde genç gazetecilerden umutlu musunuz ve gazetecilik mesleğinin geleceği konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

Ben kendimi hiçbir zaman bir gazeteci olarak tarif etmedim. Birçok ulusal gazetede köşe yazdım ya da yorum yazılarıyla katkı sundum. Bazı medya girişimlerinde de yönetici ve kurucu olarak yer aldım. O nedenle gazeteciliğe duyulan politik ve duygusal arzuyla doğrudan bir empati kuramıyor olabilirim; fakat gençgazeteci diye özel bir kategori olmadığına inanıyorum. Sektörde farklı yaş gruplarına yayılan bir belirsizlik problemi var. Teknolojik, politik ve ekonomik belirsizlikler herkesi kenara sıkıştırmış olsa da çok güzel yayıncılık örnekleri var bu dönemde. Socrates’in multimedya operasyonuna ve dergiye bakın örneğin. Önünde ceket ilikletecek bir güzellik, o derece bir marka başarısı. Aynı şekilde Bağış Erten’in başını çektiği Spor İletişimi Sertifika Programı’ndan çıkan gençler de her sene harika işler başarıyor. Orada ders verdiğim ve o insanlarla tanıştığım için kendimi şanslı hissediyorum. Çetin Altan’ınenseyi karartmayın” cümlesi benim için en çok da o zamanlarda anlam kazanıyor. Türkiye, karanlığın her zaman kendisini hissettirdiği bir ülke oldu. Belki dipteyizdir ya da dibe yakınızdır; ama Norveç’te ve Lübnan’da çalışırken gördüğüm şu oldu ki geride değiliz. Sadece, gücü elimize almak ve risk almak konusundaki çekincelerimizden uzaklaşmalıyız.

Kendi kariyer yaşamınızdan da yola çıkarak iletişim fakültesinde akademisyen olmak isteyen gençlere neler tavsiye edebilirsiniz?

Tavsiye verecek kadar yaşlı ya da tecrübeli olmadığımdan durumu anlatmak isterim. Zira 2014’ten beri üniversitelerde dersler veriyor olsam da üç senedir doktor ünvanına sahibim ve akademide bu junior diyebileceğimiz bir tecrübe rütbesi. Akademi ne yazık ki mikro ölçekte de olsa politikanın fazla işlevli olduğu bir alan ve neoliberalleşmeyle birlikte akademik başarı ölçütleri üniversitelerin yönetici kadrolarının keyiflerine göre sık sık yeniden belirleniyor. Üç farklı ülkede farklı iletişim bölümlerinde öğretim üyesi olarak çalıştım. Avrupa’da ve Amerika’da iletişim eğitimine bakış çok farklı. Örneğin Lübnan’da geçer akçe olan yayınlarınız Norveç’teopen access” olmadığı için pek değerli olmayabilir. Ya da Norveç’te “open access” yayın yaptığınız için alkış alırken Lübnan’da bu bizim kriterlerimize uygun değil diyenler olabilir. Türkiye için de durum pek farklı değil. Her üniversitenin ve yönetimin kendine göre kriterleri var. Ne yazık ki neoliberal fikirlere kapılmış üniversite yöneticileri şirket dergilerinde yayınlanan ticari yayınların prestijlerine kendilerini fazlasıyla kaptırmış durumda. Herkes biliyor ki bu dergilerin tamamı illa ki kaliteli yayın ve editoryal süreç vaat etmiyor. Eleştirel çalışmaların tamamen kenara atıldığı, niceliksel çalışmaların öne çıktığı bir dönemdeyiz. Oysa kimse dersi ve öğrenmeyi düşünmüyor. Ben iyi bir öğreticinin, iyi bir öğretme felsefesinin ve öğrenciyle gerçekten ilgilenip onu yetiştirmenin asıl üniversite vizyonu olması gerektiğini düşünüyorum. Katıldığım her eğitmen eğitiminde “keşke o dersi öyle değil de böyle verseydim” diyorum.

Yine kendi kariyer öykünüzden yola çıkarsak genç gazetecilere ve gazeteci adaylarına önerileriniz nedir? Kariyerlerine yön verirken nelere dikkat etmeliler?

Ben emekli olana kadar “hata yapma lüksümüzü” kaybetmeyeceğimizi ve kariyerimize farklı yönler verebileceğimizi düşünüyorum. Bundan yıllar önce Mehmet Altan’la otururken bana kendi işimi yapmamı söylemişti. Şu anda üniversitelerde yalnızca part-time çalışıyor ve kendi kurduğum mecrayı yönetiyorum. Kişinin kendi kurduğu ve geleceğini kendi belirlediği bir işi yapmasının önemli avantajları olduğunu düşünüyorum. O nedenle bu tarz bir doğrultuyu onlara da tavsiye edebilirim.

Okuyucu Notu: Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisi olarak bilinen ve benim de yazdığım içerikler ile katkı sunduğum NewsLabTurkey’in 2. yaş günü kutlu olsun. Bu özel günde sorularımı yanıtlayan NewsLabTurkey’in yayın yönetmeni Dr. Sarphan Uzunoğlu’na ve gazetecilik açısından dayanışma ve iş birliği açısından bu söyleşinin yayınlanmasına izin veren yine yazdığım içerikler ile katkı sunduğum İtalya menşeili Pressenza Türkçe’nin yayın yönetmeni gazeteci Murat Çınar’a teşekkür ediyorum. Siz değerli okuyuculara bir çağrım var. Sizleri barış, şiddet karşıtı, ayrımcılık karşıtlığı gibi konuları kapsayan ayrıca evrensel gazetecilik kültürünü savunan Pressenza Türkçe ile Türkiye’nin dijital gazetecilik akademisi olarak bilinen NewsLabTurkey’i sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan takip etmenizi istiyorum. Pressenza Türkçe’nin hesabına buradan NewsLabTurkey’in hesabına da buradan ulaşabilirsiniz.