Lesvos’da 2012’den beri sığınmacılara kucak açan PİKPA Kampı, Yunanistan hükümeti tarafından kapatıldı. PİKPA ile dayanışma çağrıları hükümetin kararını değiştirmedi.

Pikpa kampı sakinlerinden Mina, kampın tahliyesinden birkaç gün önce, aşağıdaki metni Pikpa Facebook sayfası için yazdı. Metin Farsça’dan İngilizceye, Pikpa gönüllüsü İngilizce öğretmeni Almut’un yardımıyla tercüme edildi.

“Ben Mina, savaşın harap ettiği Afganistan’danım. Ülkemden 4 buçuk yıl önce çeşitli nedenlerle ayrıldım. Bunlardan biri, özgürlüktü. Köle değil, kadın olmak istedim. Üç yıl boyunca, insan haklarından mahrum olduğum İran’da kaldım.

Ve şimdi, bir yıl iki aydır, Yunanistan’ın en büyük mülteci hapishanesinde, büyük bir belirsizlik içinde yaşıyorum. Ne bir varış yeri, ne de çıkışı olan bir belirsizlik. Bu, hem gidemeyeceğim hem de kalamayacağım anlamına geliyor.

Yunanistan, güzel adaları olan bir ülke. Denizi ise mültecilerin en büyük mezarlığı. Ben işte o denizi geçtim ve ölmek üzereyken Sahil Güvenlik tarafından kurtarıldım.

Her birimizin, tüm mültecilerin bitmek bilmeyen acıları var. Gülüşümüzde, gözlerimizde hikayeler var. Umut ve bilinmez bir gelecek var. Gözyaşlarımızı ve gülümsemelerimizi beraber fotoğraflıyor ve bu fotoğrafı gözümüzde çerçeveliyoruz.

Ben, baskıdan, savaştan, tehlikeden, tecavüzden kaçan ve Avrupa’ya sığınan bir kadınım. Dünyanın herhangi bir yerinden daha korkunç bir belirsizlikte, kamplarda, kışın soğuğunda ve yazın sıcağında yaşadım.

Yaşadım çünkü ben bir mülteciydim, çünkü vize denen o kağıt parçasına sahip değildim. Ama o kağıt parçası olmasa da ben bir insanım. Ben Mina, bir kadın; dünyası ve evreni, yaşamın sürekliliğini taahhüt eden bir kadın.

Ben şimdi, diğer kamplara göre bir cennet olan, küçük nüfuslu bir kampta, Pikpa’da yaşıyorum. İnsan onurunun, güvenliğin, kadın haklarının korunduğu ama hükümetin kapatmaya karar verdiği bir kampta.

Başta ezilen kadınlar olmak üzere tüm mültecilerin bu hapishaneden salıverilmesini umuyorum”.

Yazan: Mina
Türkçe’ye çeviren: Nihan Özçelik